Allahü bes, bâkî heves

17 Kasım 2008

Ey zâir-i sâhib-nefes, hubb-ı sivâdan meyli kes.
Dünyâda kalmaz hiç kes, Allahü bes, bâkî heves.

Her ten biter bir derd ile, geh germ ile geh serd ile,
Uğraşmağa bir ferd ile, değmez bu dünyâ-yı ehas.

Ben de Ferîd-i asr idim, fass-ı nigîn-i sadr idim,
Nakş-ı hümâyûn-ı satr idim, gösterdi çarh rû-yi abes.

Dil-haste oldum bir zemân, tedrîc ile bitdi tüvân,
Uçdu nihâyet murg-ı cân, çünki harâb oldu kafes.
» devamı

Sana gözyaşı vâdediyorum

12 Kasım 2008

Büyük bir şehirde, büyük bir binanın kuzey cephesinde, soğuk bir odadayım. Yatağıma uzanmış kitap okuyorum…

“Ne zaman gülen gözlerimle gökyüzüne baksam, bulutların güzelliğini ve onların arasına gizlenmiş minik melekleri görüyorum. Ne zaman kucağıma bir kuş alsam, özgürlüğü ve mutluluğu ruhumda hissediyorum. Ve en önemlisi, ne zaman küçük bir çocuğun elini tutarak gözlerine baksam, gözlerinde kayboluyor, içimden haykırıyor ve o minik yavrunun annesini arıyorum. Evet, annesini… Zavallı minik, henüz hayatının baharındaki o yavrunun günahı ne? Neden saat gece 02:30’da kocaman taş yığınların altına gömüldü?
» devamı

Hamili kart yakınımdır

02 Kasım 2008

- Yap­ma yav­rum, de­di an­ne­an­ne, son­ra göz­yaş­la­rı­nı yer­sin.
Genç ka­le­ci, uçak yol­cu­lu­ğu sı­ra­sın­da ken­di­si ile il­gi­le­nen es­mer hos­te­se sı­cak­lık duy­muş, ta­nış­mış, ko­nuş­muş, ran­de­vu ko­par­mış, bir kez bu­luş­muş, ikin­ci­si­ne git­me­den ön­ce an­ne­si­ne ve an­ne­an­ne­si­ne bu olay­dan bah­set­miş­ti.
- İlk iz­le­ni­mim çok olum­lu… Bu iliş­ki iyi yer­le­re gi­de­cek gi­bi, de­miş­ti kah­val­tı­da…
An­ne­an­ne, yet­miş al­tı yıl­lık tec­rü­be tor­ba­sı­nın içi­ne, yol yol ka­lın da­mar­lı eli­ni dal­dı­ra­rak iş­te bu cüm­le­yi çı­kar­mış­tı:
- Yap­ma yav­rum, son­ra göz­yaş­la­rı­nı yer­sin.
» devamı

Sultanlar rikabında yürüsün

16 Ekim 2008

B

ir gün Sultan Ahmed Han, mürşîdini ziyâret için Üsküdar’a gelmiÅŸti. Çarşıdan geçerken, Hüdâyî hazretlerinin alış-veriÅŸ ettiÄŸini gördü. Genç Hünkâr bu esnâda attaydı. Derhal atından indi, hocasının elini öptü ve atına binmesi için ricâ etti. Bir müddetHüdâyî hazretleri at sırtında önde ve Pâdişâh da yaya olarak ardınca yürüdüler. Kısa bir süre sonra Mahmûd Hüdâyî dünyâyı titreten koca bir pâdişâhın, arkasında yaya yürümesine râzı olmadı » devamı

Nihayet başardım en mutlu günüm!..

24 Eylül 2008

- Anlamıyor musun, çocuk her türlü isteğimizi sırf bu yüzden kabul ediyor.
- Hayatım gerçekten böyle yerlerden bir şey çıkmaaaaz! Para tuzağı bunlar!
- Seni futbola yazdıracağız deyince akan sular duruyor. Sünnete de böyle razı ettik, ana okuluna da… Denesek ne çıkar? Olmazsa aklından siler, tamamen derslerine yönelir.
- Önce derslerine yönelsin, sonra bakarız.
***
» devamı