Ey zâir-i sâhib-nefes, hubb-ı sivâdan meyli kes.
Dünyâda kalmaz hiç kes, Allahü bes, bâkî heves.
Her ten biter bir derd ile, geh germ ile geh serd ile,
Uğraşmağa bir ferd ile, değmez bu dünyâ-yı ehas.
Ben de Ferîd-i asr idim, fass-ı nigîn-i sadr idim,
Nakş-ı hümâyûn-ı satr idim, gösterdi çarh rû-yi abes.
Dil-haste oldum bir zemân, tedrîc ile bitdi tüvân,
Uçdu nihâyet murg-ı cân, çünki harâb oldu kafes.
» devamı
Büyük bir şehirde, büyük bir binanın kuzey cephesinde, soğuk bir odadayım. Yatağıma uzanmış kitap okuyorum…
“Ne zaman gülen gözlerimle gökyüzüne baksam, bulutların güzelliğini ve onların arasına gizlenmiş minik melekleri görüyorum. Ne zaman kucağıma bir kuş alsam, özgürlüğü ve mutluluğu ruhumda hissediyorum. Ve en önemlisi, ne zaman küçük bir çocuğun elini tutarak gözlerine baksam, gözlerinde kayboluyor, içimden haykırıyor ve o minik yavrunun annesini arıyorum. Evet, annesini… Zavallı minik, henüz hayatının baharındaki o yavrunun günahı ne? Neden saat gece 02:30’da kocaman taş yığınların altına gömüldü?
» devamı
- YapÂma yavÂrum, deÂdi anÂneÂanÂne, sonÂra gözÂyaÅŸÂlaÂrıÂnı yerÂsin.
Genç kaÂleÂci, uçak yolÂcuÂluÂÄŸu sıÂraÂsınÂda kenÂdiÂsi ile ilÂgiÂleÂnen esÂmer hosÂteÂse sıÂcakÂlık duyÂmuÅŸ, taÂnışÂmış, koÂnuÅŸÂmuÅŸ, ranÂdeÂvu koÂparÂmış, bir kez buÂluÅŸÂmuÅŸ, ikinÂciÂsiÂne gitÂmeÂden önÂce anÂneÂsiÂne ve anÂneÂanÂneÂsiÂne bu olayÂdan bahÂsetÂmiÅŸÂti.
- İlk izÂleÂniÂmim çok olumÂlu… Bu iliÅŸÂki iyi yerÂleÂre giÂdeÂcek giÂbi, deÂmiÅŸÂti kahÂvalÂtıÂda…
AnÂneÂanÂne, yetÂmiÅŸ alÂtı yılÂlık tecÂrüÂbe torÂbaÂsıÂnın içiÂne, yol yol kaÂlın daÂmarÂlı eliÂni dalÂdıÂraÂrak iÅŸÂte bu cümÂleÂyi çıÂkarÂmışÂtı:
- YapÂma yavÂrum, sonÂra gözÂyaÅŸÂlaÂrıÂnı yerÂsin.
» devamı
B

ir gün Sultan Ahmed Han, mürşîdini ziyâret için Üsküdar’a gelmiÅŸti. Çarşıdan geçerken, Hüdâyî hazretlerinin alış-veriÅŸ ettiÄŸini gördü. Genç Hünkâr bu esnâda attaydı. Derhal atından indi, hocasının elini öptü ve atına binmesi için ricâ etti. Bir müddetHüdâyî hazretleri at sırtında önde ve Pâdişâh da yaya olarak ardınca yürüdüler. Kısa bir süre sonra Mahmûd Hüdâyî dünyâyı titreten koca bir pâdişâhın, arkasında yaya yürümesine râzı olmadı » devamı
- Anlamıyor musun, çocuk her türlü isteğimizi sırf bu yüzden kabul ediyor.
- Hayatım gerçekten böyle yerlerden bir şey çıkmaaaaz! Para tuzağı bunlar!
- Seni futbola yazdıracağız deyince akan sular duruyor. Sünnete de böyle razı ettik, ana okuluna da… Denesek ne çıkar? Olmazsa aklından siler, tamamen derslerine yönelir.
- Önce derslerine yönelsin, sonra bakarız.
***
» devamı